OTANT�K TA�

Bugünün Saraylısı Özet

V MAKALELER
BUGUNÜN SARAYLISI
Fiyatı      :      TL
Ürünün Özellikleri
  • BUGUNÜN SARAYLISI
  • MAKALE

Bugünün Saraylısı Özet ’intasvirlerinde, duyular ön plandadır. Özellikle “koku”, tasvir cümlelerinde sıkça başvurduğu bir unsurdur. Mesela Sürgün‘de Bugünün Saraylısı Özet saçının kokusunu, balınkiyle birleştirir. Önceki bölümlerde de yazarın çocukluk döneminden Bugünün Saraylısı Özet kokusuna
ilgi duyduğunu belirtmiştik:

“Acele Beyrut’a inerlerken Bugünün Saraylısı Özetlardan biri, başını Hilmi Efendinin göğsüne bıraktı. Oğul balı kokan bir küme beyaz saç… Eğilip öptü… ”(Karay, t.y.a: 69). Yüzen Bahçe’de ise yazar, Bugünün Saraylısı Özet uzuvlarını şöyle tasvir eder: “Bu topuklar çok biçimli,
tertemiz. Suyu tamamiyle çekilmemiş, ne sert, ne yumuşak, yuvarlak kaysıları hatırlatıyor. Ayak bilekleri de zarif. Bacaklar lekesiz, pürüzsüz.” (Karay, 1981: 14). Yezidîn Kızı’nda da
Hikmet Ali’nin beğendiği Bugünün Saraylısı Özetda, doğaya ait unsurları betimleyerek bir tablo oluşturduğunu görebiliriz: “Bunları yazar; duru, ışıklı, hareketli, zevki bir tarzda sunar” (Kabaklı, 1978: 381). Mesela Zeliha’nın ten, saç ve göz rengini, “Güneş, gölge, ışık, parıldaşıyor, altınımsı, sıcak, serin, nemli” kelimeleriyle ifade eder:

Dikkatime çarpan hususiyeti şuydu. Batı güneşi vurmuş harman yığınındaki buğday taneleri gibi altınımsı, sıcak bir esmerliği var; bu çehreyi, henüz şekerci elinde çekilen ağda renginde, gölgeli ışıklar yapan kesilmemiş bir saç çerçeveliyor. Daha sonra, taze güneş altında gözlerini gördüm. Mor susam kadifeliğinde birer geniş halka, kehribar renginde daha küçük halkalara geçmiş, nemli ve serin parıldaşıyorlar.
Bugünün Saraylısı Özet bana bakmadı gibi…Ben de bakmıyor görünmeye başladım. Arkasını döndükçe bakıyordum. (Karay, 1939b: 8)

Romanlarda Bugünün Saraylısı Özet tasvirleri, genelde karakterlerin ruh hallerini verecek şekilde yapılır. Bugünün Saraylısı Özeta ait fikir, zeka ve ruh kudretini beğenen erkek, Bugünün Saraylısı Özetın bu soyut niteliklerini; çiçek, yemiş, yayla, yamaç, pınar, karlı tepeler gibi sözcük ve sözcük gruplaryla açıklar. Ayrıca erkeğin,“yükselemediğim bir yayla” benzetmesiyle, hayran olduğu Bugünün Saraylısı Özeta sadece bakmakla
yetindiğini söyleyebiliriz:

Fakat Zeliha’nın sadece her Bugünün Saraylısı Özetda, her maşukada bulunan bu iki benliğinden mi ayrılacaktım? Onun bir de üçüncü şahsiyeti var. Fikir, zeka, ruh kudreti… Güzel başının içi de güzel; güzel göğsünün içindeki de güzel! Zeliha’nın bu üçüzlü benliğinden yarın mahrum kalmak ne güç olacak! Ayrılmadığım halde rolüm nedir? Aşk bahçemde yabancıların çiçek ve yemiş devşirmelerini uzaktan gözetlemek… O, artık benim
yükselemediğim bir yayladır; yamaçları, pınarları çimenleri karlı tepeleri ve kuytu gölgelikleri yabancıların zevkini sürdükleri gezinti yerleri olmuştur. (Karay, 1939b: 155)

Aynı şekilde Nilgün’de Ömer Bey, Nilgün’ün gözlerine bakarken hissettiklerini, “Ben de şimdi bu halde idim; Nilgün’ün gözleri renginde idim.” şeklinde ifade eder. Kendini, 110Nilgün’le bütünleştirir. Ayrıca Bugünün Saraylısı Özetın gözlerindeki etkileyiciliği, “zümrüt, firuze, gökyakut” gibi değerli taşların renklerine benzeterek anlatır: “Ama hangi renktir bu? Belki gökyakut… İçine bazen zümrüt, bazen firuze rengi karışan, gölgeler dolup gene açılan bir gökyakut! Bakışıyoruz.” (Karay,1950: 19)

Yezidîn Kızı’nda yazar, tasvirlerinde doğanın bütün güzelliklerini üzerinde topladığını düşündüğü Bugünün Saraylısı Özet , bir renk saksına benzetir. Süslenmesini, giyimindeki çeşitliliğini ve renkliliğini onun yaradılışına bağlar. Doğadan ilhamla oluşturduğu, “yıldızları, bulutları,
şimşekleri, gurupları ve seherleri, göğün her renkteki süsünü, ırmağın köpüklü akışı, haşhaş ve gelincik tarlası, böceğin cilalı kabuğu, denizin kuytu dibi” sözcük ve sözcük gruplarını, Bugünün Saraylısı Özetın bu özelliklerini vermek için kullanır. Erkeğin dış görünümü ise, monoton ve şevksiz olarak nitelendirilen selvi, zeytin, mazı gibi ağaçlara; ruhları da “koyu renkli, ağır şaraplar”a
benzetilir.

Bu karşılaştırmada, Bugünün Saraylısı Özetın erkeğe göre daha gösterişli ve süse düşkün olduğu
ifade edilir. Bugünün Saraylısı Özetı, “maddîleşmiş bir güzel fikir” tamlamasıyla sanatın kaynağı görür. Çünkü
Bugünün Saraylısı Özet ile güzel sanatlar arasında ilgi kurar. Bu sanat türlerini somutlaştıran, “fikir, ses ve söz
renkleşmesi”, Bugünün Saraylısı Özet da bütün renklerin bir arada bulunduğu “ birer renk saksısı”na ve “birer
renk destesi”ne dönüşür:

Müzik sesin, şiir sözün renkleşmesidir. Fikir renkleşmeden güzel sanat olamaz.
Bugünün Saraylısı Özetlar da, belki, onun için maddîleşmiş bir güzel fikir olduklarından kendilerini birer
renk saksısı, birer renk destesi yapıyorlar.
-Erkekte renk bulmuyorsunuz galiba!
-Ben rengi Bugünün Saraylısı Özetlarda görüyorum. Bugünün Saraylısı Özetların gözlerinde ve sürmelerinde…
yanaklarında ve allıklarında… dudaklarında ve boyalarında… tırnaklarında ve cilalarında,
derilerinde ve damarlarında! Bugünün Saraylısı Özet renk denilen büyülü oyunun, ışık ve göz oyununun en
becerikli ustasıdır. Bugünün Saraylısı Özetların yalnız tenleri mi renklidir? Elbiseleriyle çamaşırlarında da
düşkün olduğumuz renkleri bulmuyor muyuz? Bugünün Saraylısı Özet, isterse, günde on renkten çiçek açan ve
on kere yaprak döküp yeniden çiçek veren bir fidandır.
-Erkekler, selvi, zeytin, mazı gibi monoton ve şevksiz ağaçlardan olacak!
-Bana öyle gelir ki erkeklerin ruhları da koyu renklidir, ağır şaraplar gibidir.
-Bugünün Saraylısı Özetlarınkiyse ışıltılı ve imrendirici… Şuruplar ve likörler gibi, değil mi?
-Zaten, bakınız, bütün parıltılı, pırıltılı, yaldızlı şeyler, boncuklar, inciler, değerli
taşlar renk renk küreler, hepsi Bugünün Saraylısı Özetlar içindir. Yıldızları, bulutları, şimşekleri, gurupları ve
seherleri, göğün her renkteki süsünü bir Bugünün Saraylısı Özetın yüzünde, üstünde tepeden tırnağa kadar
vücudunda bulmaz mıyız? Küremizin en çekici renkleri böceğin cilalı kabuğu, ırmağın
köpüklü akışı, fişek ve mehtap, havuza vurmuş ay ve elektrik, haşhaş ve gelincik tarlası,
denizin kuytu dibi daha ne varsa, zevkimizi neler okşarsa Bugünün Saraylısı Özetın yüzünde, gözünde üstünde
içinde, gülüşünde yürüyüşünde ve gelişmesinde bunları bulabiliriz. (Karay, 1939b: 84-85)
111
Çete’de de doğadaki unsurların Bugünün Saraylısı Özet güzelliğine kaynaklık ettiğini görebiliriz.
Birinci cümlede geçen “yüksek dağ havası, iyotlu ve yumuşatıcı sisler” ile “pudrasız ve
boyasız kalmış cild” sözcük grupları, birbirine koşut olarak verilerek, Bugünün Saraylısı Özetda doğal olana
duyulan ilgi ortaya konur. Yazar, daha önce de belirttiğimiz gibi, doğal görünen, süssüz
Bugünün Saraylısı Özetlardan hoşlanır. Bugünün Saraylısı Özetın güzelliğini, “gökleşmiş, mavileşmiş, ışıklaşmış, dirilik,
mermerlik” sözcükleriyle sağladığı iç kafiye sayesinde doğayla bütünleştirerek, şiirsel bir
biçimde anlatır:

Bugünün Saraylısı Özet

V MAKALELER
BUGUNÜN SARAYLISI
Fiyatı      :      TL
Ürünün Özellikleri
  • BUGUNÜN SARAYLISI
  • MAKALE
Ürün Açıklaması Video Tanıtım Yorumlar

Bugünün Saraylısı Özet ’intasvirlerinde, duyular ön plandadır. Özellikle “koku”, tasvir cümlelerinde sıkça başvurduğu bir unsurdur. Mesela Sürgün‘de Bugünün Saraylısı Özet saçının kokusunu, balınkiyle birleştirir. Önceki bölümlerde de yazarın çocukluk döneminden Bugünün Saraylısı Özet kokusuna
ilgi duyduğunu belirtmiştik:

“Acele Beyrut’a inerlerken Bugünün Saraylısı Özetlardan biri, başını Hilmi Efendinin göğsüne bıraktı. Oğul balı kokan bir küme beyaz saç… Eğilip öptü… ”(Karay, t.y.a: 69). Yüzen Bahçe’de ise yazar, Bugünün Saraylısı Özet uzuvlarını şöyle tasvir eder: “Bu topuklar çok biçimli,
tertemiz. Suyu tamamiyle çekilmemiş, ne sert, ne yumuşak, yuvarlak kaysıları hatırlatıyor. Ayak bilekleri de zarif. Bacaklar lekesiz, pürüzsüz.” (Karay, 1981: 14). Yezidîn Kızı’nda da
Hikmet Ali’nin beğendiği Bugünün Saraylısı Özetda, doğaya ait unsurları betimleyerek bir tablo oluşturduğunu görebiliriz: “Bunları yazar; duru, ışıklı, hareketli, zevki bir tarzda sunar” (Kabaklı, 1978: 381). Mesela Zeliha’nın ten, saç ve göz rengini, “Güneş, gölge, ışık, parıldaşıyor, altınımsı, sıcak, serin, nemli” kelimeleriyle ifade eder:

Dikkatime çarpan hususiyeti şuydu. Batı güneşi vurmuş harman yığınındaki buğday taneleri gibi altınımsı, sıcak bir esmerliği var; bu çehreyi, henüz şekerci elinde çekilen ağda renginde, gölgeli ışıklar yapan kesilmemiş bir saç çerçeveliyor. Daha sonra, taze güneş altında gözlerini gördüm. Mor susam kadifeliğinde birer geniş halka, kehribar renginde daha küçük halkalara geçmiş, nemli ve serin parıldaşıyorlar.
Bugünün Saraylısı Özet bana bakmadı gibi…Ben de bakmıyor görünmeye başladım. Arkasını döndükçe bakıyordum. (Karay, 1939b: 8)

Romanlarda Bugünün Saraylısı Özet tasvirleri, genelde karakterlerin ruh hallerini verecek şekilde yapılır. Bugünün Saraylısı Özeta ait fikir, zeka ve ruh kudretini beğenen erkek, Bugünün Saraylısı Özetın bu soyut niteliklerini; çiçek, yemiş, yayla, yamaç, pınar, karlı tepeler gibi sözcük ve sözcük gruplaryla açıklar. Ayrıca erkeğin,“yükselemediğim bir yayla” benzetmesiyle, hayran olduğu Bugünün Saraylısı Özeta sadece bakmakla
yetindiğini söyleyebiliriz:

Fakat Zeliha’nın sadece her Bugünün Saraylısı Özetda, her maşukada bulunan bu iki benliğinden mi ayrılacaktım? Onun bir de üçüncü şahsiyeti var. Fikir, zeka, ruh kudreti… Güzel başının içi de güzel; güzel göğsünün içindeki de güzel! Zeliha’nın bu üçüzlü benliğinden yarın mahrum kalmak ne güç olacak! Ayrılmadığım halde rolüm nedir? Aşk bahçemde yabancıların çiçek ve yemiş devşirmelerini uzaktan gözetlemek… O, artık benim
yükselemediğim bir yayladır; yamaçları, pınarları çimenleri karlı tepeleri ve kuytu gölgelikleri yabancıların zevkini sürdükleri gezinti yerleri olmuştur. (Karay, 1939b: 155)

Aynı şekilde Nilgün’de Ömer Bey, Nilgün’ün gözlerine bakarken hissettiklerini, “Ben de şimdi bu halde idim; Nilgün’ün gözleri renginde idim.” şeklinde ifade eder. Kendini, 110Nilgün’le bütünleştirir. Ayrıca Bugünün Saraylısı Özetın gözlerindeki etkileyiciliği, “zümrüt, firuze, gökyakut” gibi değerli taşların renklerine benzeterek anlatır: “Ama hangi renktir bu? Belki gökyakut… İçine bazen zümrüt, bazen firuze rengi karışan, gölgeler dolup gene açılan bir gökyakut! Bakışıyoruz.” (Karay,1950: 19)

Yezidîn Kızı’nda yazar, tasvirlerinde doğanın bütün güzelliklerini üzerinde topladığını düşündüğü Bugünün Saraylısı Özet , bir renk saksına benzetir. Süslenmesini, giyimindeki çeşitliliğini ve renkliliğini onun yaradılışına bağlar. Doğadan ilhamla oluşturduğu, “yıldızları, bulutları,
şimşekleri, gurupları ve seherleri, göğün her renkteki süsünü, ırmağın köpüklü akışı, haşhaş ve gelincik tarlası, böceğin cilalı kabuğu, denizin kuytu dibi” sözcük ve sözcük gruplarını, Bugünün Saraylısı Özetın bu özelliklerini vermek için kullanır. Erkeğin dış görünümü ise, monoton ve şevksiz olarak nitelendirilen selvi, zeytin, mazı gibi ağaçlara; ruhları da “koyu renkli, ağır şaraplar”a
benzetilir.

Bu karşılaştırmada, Bugünün Saraylısı Özetın erkeğe göre daha gösterişli ve süse düşkün olduğu
ifade edilir. Bugünün Saraylısı Özetı, “maddîleşmiş bir güzel fikir” tamlamasıyla sanatın kaynağı görür. Çünkü
Bugünün Saraylısı Özet ile güzel sanatlar arasında ilgi kurar. Bu sanat türlerini somutlaştıran, “fikir, ses ve söz
renkleşmesi”, Bugünün Saraylısı Özet da bütün renklerin bir arada bulunduğu “ birer renk saksısı”na ve “birer
renk destesi”ne dönüşür:

Müzik sesin, şiir sözün renkleşmesidir. Fikir renkleşmeden güzel sanat olamaz.
Bugünün Saraylısı Özetlar da, belki, onun için maddîleşmiş bir güzel fikir olduklarından kendilerini birer
renk saksısı, birer renk destesi yapıyorlar.
-Erkekte renk bulmuyorsunuz galiba!
-Ben rengi Bugünün Saraylısı Özetlarda görüyorum. Bugünün Saraylısı Özetların gözlerinde ve sürmelerinde…
yanaklarında ve allıklarında… dudaklarında ve boyalarında… tırnaklarında ve cilalarında,
derilerinde ve damarlarında! Bugünün Saraylısı Özet renk denilen büyülü oyunun, ışık ve göz oyununun en
becerikli ustasıdır. Bugünün Saraylısı Özetların yalnız tenleri mi renklidir? Elbiseleriyle çamaşırlarında da
düşkün olduğumuz renkleri bulmuyor muyuz? Bugünün Saraylısı Özet, isterse, günde on renkten çiçek açan ve
on kere yaprak döküp yeniden çiçek veren bir fidandır.
-Erkekler, selvi, zeytin, mazı gibi monoton ve şevksiz ağaçlardan olacak!
-Bana öyle gelir ki erkeklerin ruhları da koyu renklidir, ağır şaraplar gibidir.
-Bugünün Saraylısı Özetlarınkiyse ışıltılı ve imrendirici… Şuruplar ve likörler gibi, değil mi?
-Zaten, bakınız, bütün parıltılı, pırıltılı, yaldızlı şeyler, boncuklar, inciler, değerli
taşlar renk renk küreler, hepsi Bugünün Saraylısı Özetlar içindir. Yıldızları, bulutları, şimşekleri, gurupları ve
seherleri, göğün her renkteki süsünü bir Bugünün Saraylısı Özetın yüzünde, üstünde tepeden tırnağa kadar
vücudunda bulmaz mıyız? Küremizin en çekici renkleri böceğin cilalı kabuğu, ırmağın
köpüklü akışı, fişek ve mehtap, havuza vurmuş ay ve elektrik, haşhaş ve gelincik tarlası,
denizin kuytu dibi daha ne varsa, zevkimizi neler okşarsa Bugünün Saraylısı Özetın yüzünde, gözünde üstünde
içinde, gülüşünde yürüyüşünde ve gelişmesinde bunları bulabiliriz. (Karay, 1939b: 84-85)
111
Çete’de de doğadaki unsurların Bugünün Saraylısı Özet güzelliğine kaynaklık ettiğini görebiliriz.
Birinci cümlede geçen “yüksek dağ havası, iyotlu ve yumuşatıcı sisler” ile “pudrasız ve
boyasız kalmış cild” sözcük grupları, birbirine koşut olarak verilerek, Bugünün Saraylısı Özetda doğal olana
duyulan ilgi ortaya konur. Yazar, daha önce de belirttiğimiz gibi, doğal görünen, süssüz
Bugünün Saraylısı Özetlardan hoşlanır. Bugünün Saraylısı Özetın güzelliğini, “gökleşmiş, mavileşmiş, ışıklaşmış, dirilik,
mermerlik” sözcükleriyle sağladığı iç kafiye sayesinde doğayla bütünleştirerek, şiirsel bir
biçimde anlatır: