İnsanın yaratılış gayesi ve kapsamlı bir fıtrata sahip olması, onu her zaman her dakika yaratıcısına sığınmaya, yalvarmaya ve O’na şükretmeye yöneltir. KiÅŸiyi Yüce Yaratıcının dergâhına kamçı gibi vurup yönelten en keskin ve en etkili itici güç hastalıklar olduÄŸundan, tam bir iÅŸtiyakla şükre sevk ederek, O’nu minnettâr edip, hamde (övgü) bulunmaya vesile kılan tatlı nimetler ise, baÅŸta ÅŸifalar, devâlar, afiyetlerdir.43
y insanlar! îşte Rabb’inizden size bir öğüt ve gönüllerdekine bir ÅŸifa, mü’minler için bir hidayet ve rahmet geldi.”44 Bu âyette Kur’ân’ın bir vasfı olarak zikredilen ”  ” ifadesi, içinde yaÅŸadığımız buhranlı ve stresli asrımız açısından daha fazla öneme sahip olduÄŸu müşahede edilmektedir. Çünkü bu âyet Kur’ân’ın baÅŸta kalbî, ruhî (psikolojik) hastalıklardan olan cehâlet, şüphe, iki yüzlülük, inançsızlık, stres, depresyon,buhran, bunalım, mutsuzluk, gibi sendromların yanı sıra; maddi tıbbın, çaresiz kaldığı nice bedensel hastalıklara da ÅŸifa olduÄŸu bilinen bir hakikattir.
Günümüz dünyasında insanın maruz kaldığı tüm bu olumsuzluklara karşısında, bir ÅŸifahâne ya da yüce bir eczâne olarak insanlara gönderilen Kur’ân, geçmiÅŸte nasıl bu hastalıkları tedavi etmiÅŸse bugün de ve gelecekte de bunları tedavi edebilecek kudrete ve meziyete sahiptir. Çünkü Kur’ân, insanların düşünce yönelim ve davranışlarını deÄŸiÅŸtirmek, onları doÄŸru yola iletmek, içinde bulundukları sapıklığı cehâleti ruhsal problemleri ortadan kaldırmak, içinde hayır ve salah olan iÅŸlere yönlendirmek, insanın doÄŸasında ve yaÅŸam sürecinde var olan yeni fikirler, yeni ahlâkî olgular ve yaÅŸam için üstün örneklerle donatmak için inmiÅŸtir.
Kur’an psikoterapik yaklaşımıyla, hasta olan kiÅŸi kendi nefsinden baÅŸka insanlardan, yaÅŸamdan ve kendisine yönelip yaÅŸamında stres meydana getiren problemlerden yanlış düşünce, şüpheden elde etmiÅŸ ve stresini hafifletecek ÅŸekilde problemlerine karşı koymaktan kendisini alı koyan reaksiyonel tepkilerin belirli metodlarını öğrenir. Böylelikle hasta düşüncelerini tashih etmeye, nefsine, insanlara ve problemlerine gerçekçi yaklaÅŸmayan, problemleri çözmenin âcizliÄŸinden kaynaklanan gergin ruh halinin yerine problemleri çözmeye yöneltir.
Ruhsal bakımdan hasta olan kişi, nefsine, insanlara ve yaşama bakışında meydana gelen değişiklikler, problemleri çözmesinde kendisine güç verir. Böylece hasta iç bunalım ve gerginlikten kurtulmuş olur. Bu tedavi, hastanın yeniden yaşama dönmesini ve doğal yaşamla aktif bir şekilde ilişki kurmasını sağlar. Öyle ki hasta, yaşama zevki, gönül huzuru, kalp rahatlığı ve mutluluğun farkında olur.
İnsanın yaratılış gayesi ve kapsamlı bir fıtrata sahip olması, onu her zaman her dakika yaratıcısına sığınmaya, yalvarmaya ve O’na şükretmeye yöneltir. KiÅŸiyi Yüce Yaratıcının dergâhına kamçı gibi vurup yönelten en keskin ve en etkili itici güç hastalıklar olduÄŸundan, tam bir iÅŸtiyakla şükre sevk ederek, O’nu minnettâr edip, hamde (övgü) bulunmaya vesile kılan tatlı nimetler ise, baÅŸta ÅŸifalar, devâlar, afiyetlerdir.43
y insanlar! îşte Rabb’inizden size bir öğüt ve gönüllerdekine bir ÅŸifa, mü’minler için bir hidayet ve rahmet geldi.”44 Bu âyette Kur’ân’ın bir vasfı olarak zikredilen ”  ” ifadesi, içinde yaÅŸadığımız buhranlı ve stresli asrımız açısından daha fazla öneme sahip olduÄŸu müşahede edilmektedir. Çünkü bu âyet Kur’ân’ın baÅŸta kalbî, ruhî (psikolojik) hastalıklardan olan cehâlet, şüphe, iki yüzlülük, inançsızlık, stres, depresyon,buhran, bunalım, mutsuzluk, gibi sendromların yanı sıra; maddi tıbbın, çaresiz kaldığı nice bedensel hastalıklara da ÅŸifa olduÄŸu bilinen bir hakikattir.
Günümüz dünyasında insanın maruz kaldığı tüm bu olumsuzluklara karşısında, bir ÅŸifahâne ya da yüce bir eczâne olarak insanlara gönderilen Kur’ân, geçmiÅŸte nasıl bu hastalıkları tedavi etmiÅŸse bugün de ve gelecekte de bunları tedavi edebilecek kudrete ve meziyete sahiptir. Çünkü Kur’ân, insanların düşünce yönelim ve davranışlarını deÄŸiÅŸtirmek, onları doÄŸru yola iletmek, içinde bulundukları sapıklığı cehâleti ruhsal problemleri ortadan kaldırmak, içinde hayır ve salah olan iÅŸlere yönlendirmek, insanın doÄŸasında ve yaÅŸam sürecinde var olan yeni fikirler, yeni ahlâkî olgular ve yaÅŸam için üstün örneklerle donatmak için inmiÅŸtir.
Kur’an psikoterapik yaklaşımıyla, hasta olan kiÅŸi kendi nefsinden baÅŸka insanlardan, yaÅŸamdan ve kendisine yönelip yaÅŸamında stres meydana getiren problemlerden yanlış düşünce, şüpheden elde etmiÅŸ ve stresini hafifletecek ÅŸekilde problemlerine karşı koymaktan kendisini alı koyan reaksiyonel tepkilerin belirli metodlarını öğrenir. Böylelikle hasta düşüncelerini tashih etmeye, nefsine, insanlara ve problemlerine gerçekçi yaklaÅŸmayan, problemleri çözmenin âcizliÄŸinden kaynaklanan gergin ruh halinin yerine problemleri çözmeye yöneltir.
Ruhsal bakımdan hasta olan kişi, nefsine, insanlara ve yaşama bakışında meydana gelen değişiklikler, problemleri çözmesinde kendisine güç verir. Böylece hasta iç bunalım ve gerginlikten kurtulmuş olur. Bu tedavi, hastanın yeniden yaşama dönmesini ve doğal yaşamla aktif bir şekilde ilişki kurmasını sağlar. Öyle ki hasta, yaşama zevki, gönül huzuru, kalp rahatlığı ve mutluluğun farkında olur.