OTANT�K TA�

KALİNİNGRAD KEHRİBAR KOLYE

ÖZEL ÜRÜNLER
KEHRİBAR TAŞI KOLYE
Fiyatı      :      SATILDI TL
[dpsc_display_product]
Ürünün Özellikleri
  • 1.KALİTE RUSYA/KALİNGRAD
  • 7.17 GR
  • 925 AYAR GÜMÜŞ EL İŞÇİLİĞİ
  • AYNI GÜN KARGO
  • BERRAK VVS KALİTE
  • EŞİ YOK
  • KDV DAHİL
  • KEHRİBAR KOLYE
  • ÖZEL KUTUSUNDA

KALİNİNGRAD KEHRİBAR KOLYE

Çamgiller (Pinaceae) kehribar familyasından, bir çam türü olan Pinus succinifera ağaçlarının fosilleşmiş reçinesi

KEHRİBAR TAŞI

KEHRİBAR TAŞI

olan amber, toplumlarda bazı süs eşya yapımında kullanılan açık sarıdan kızıla kadar çeşitli renklerde yarısaydam, kolay kırılabilen ve bir yere gömüldüğü zaman ufak cisimleri kendine çekme özelliği kazanan bir fosildir. Baltık Denizinden çıkarılan kehlibar, yüzyıllardan beri kadınların süs eşyalarından en gözde sayılan taşlardan biri olarak benimsenmiştir. Parlaklık ve renk açısından onu hiçbir saydam taş ile kıyaslamak mümkün değildir. Kehlibara yapışan fosilleşmiş böcekler, yabani bitkilerin fazla oluşu, diğer taşlarda görülmeyen önemli özelliklerdendir.1

Milyonlarca yıl önce, dünyamızın o zamanki doğal yaşam koşulları, tropik ve yarı tropik iklim ortamında, bol reçine salgılayabilen ağaç türlerinin çok gelişkin ve yaygın ormanlar oluşmasını sağladı. Bu ağaçlar birer anne gibi, salgıladıkları reçinelerden oluşan topakların yeterli büyüklüğe ulaşınca (olgunlaşınca) gövdelerinden ayrılıp, doğanın koynunda milyonlarca sene korunup, geçirdikleri değişikliklerden sonra ambere dönüşmesine yol açtılar. 2

ÜRÜNLERİMİZİN KALİTESİ RESİMLERDE DAHİ BELLİ OLMAKTADIR.KALİNİNGRAD KEHRİBARLARI DÜNYANIN EN İYİ AMBER TAŞI OLARAK BİLİNİR!!!

OTANTİK TAŞ FARKI İLE 925 AYAR GÜMÜŞ YÜKSEK KALİTE (VVS) %100 DOĞAL RUSYA KALİNGRAD KEHRİBAR TAŞI KOLYE.ÜRÜNÜMÜZ TEK PARÇA OLUP SATILDIĞINDA REYONUMUZDAN KALKAR….

İnsanların kehribarla tanışmaları, taş devrine (Stone Age) kadar uzanmaktadır. İngiltere deki arkeolojik kazılarda, antik yerleşimlerde M.Ö. (B.C) 11.000 yıllarına ait işlenmiş kehribar bulunmuştur. Almanya, Polonya, Litvanya, Letonya, ve Estonya da Neolitik (Yeni Taş Devri) döneme ait 100 ayrı yerleşimde kehribar ve kehribardan yapılı objelere rastlanmıştır. Kehribar antik çağların bilinen en eski dekoratif maddesidir.3
Çok beğenilen ve süs eşyası olarak kullanılan taşın içindeki böcek, yaprak ve çiçek kalıntıları hiçbir zaman bozulmayacak şekilde mumyalaşmıştır. Bunlar eski devirler hakkında aydınlatıcı bilgilerin edinilmesine yardımcı olmaktadır. Kehlibarda deterpenik reçine asidleri, rezenler ve biraz uçucu yağ bulunur. Kehlibardan çeşitli kadın süs eşyaları yanında, tesbih ve ağızlık da yapılmaktadır. Eskiden uyarıcı ve antispazmodik olarak da kullanılırdı. Bugün ilaç olarak kullanılmamaktadır.4

AMBER TAŞI KOLYE

AMBER TAŞI KOLYE

Avrupa’da kehribar yataklarının en çok görüldüğü ülkelerden bazıları, Ukrayna, Romanya, İsveç, İngiltere, Hollanda ve Sicilyadır. Bunlardan en değerli sayılan Prusya’nın doğusundaki “Samland” olarak adlandırılan yarımadadır. Kehribarın öyküsü eski çağlarda da farklı değildi. O zamanlar kehribar yine çok sevilen bir takı ve ticari nitelik taşıyan bir taştı. Yüzyıllar boyunca kehribar Avrupa ülkelerinin kültürel yaşamlarında önemli bir rol oynayarak kağıt inceliğine getirilmesiyle oyma ve boya işi minyatürlerinde kullanılmıştı.

 

Kehribara genellikle deniz kıyılarında rastlanılmakta ve bu taş balık ağlarına takılmaktadır. Aynı zamanda kehribar parçaları, Samland’ın yaklaşık 60 metre yükseklikteki sarp kayalıklarının tabakaları arasında da görülmketedir. Günümüzde şiddetli fırtınalardan hemen sonra dalgaların yosunlar arasında kıyıya fırlattıkları pırıl pırıl parıldayan altın sarısı kehribar parçacıklarına rastlamak da mümkündür.5

Ticari değerinin yüksek oluşu göz önünde bulundurularak, kehribar maden işletmeciliğinde kullanılmak üzere stok edilmektedir. Büyük ekskavatörler kehribar yataklarının bulunduğu yerlerdeki toprak ve taşları temizlemeye yaramaktadır. Bu birikintilerin altındaki mavi renkteki toprak kaldırılarak elekten geçirilir.

Aristo ve Plinius’nun yaşadıkları devirlerden beri kehribar ağaç sakızından başka bir şey olamayacağı bilinmekteydi. Baltık denizinde oldukça çok sayıda kehribarın var oluşu, bu bölgede önceleri görkemli ormanların bulunduğu kanısını uyandırmıştı. Bu kanı günümüzde tamamen yanıltıcı olmuştur. Çünkü bugün kehribarın bulunduğu yerle, ilk oluştuğu yerin aynı olmadığı saptamıştır.6

Taşın içerisinde yaşayan ufak böcekler, kehribar ormanındaki hayat koşulları ve daha birçok konularda ayrıntılı bilgi verebilmektedir. Ancak bu böceklerden bazılarına daha çok rastlanılması kehribar ormanının çevresiyle olan gerçek ilişkisini yansıtmayacağı göz önünde bulundurulmalıdır. Belirli böcek türlerinin yaşamlarını sürdürdükleri ortam ve davranımları kehribar içerisinde çok sık rastlanılmalarıyla yakından ilgilidir.7
Amber, aşırı saydam ve bünyesinde bulunan böcekler ve diğer kırıntılar nedeniyle oldukça hareketlidir, çılgın denilebilecek bir görünüme sahiptir. Oldukça yumuşak ve hafiftir. Bünyesinde böcekler ve böcek görünümlü ipliksi maddeler ve hava kabarcıkları bulunur. Sürtme sonucu elektriklenir ve hafif parçacıkları toplar. İkincisi ise donuk sarı renktedir. Eskitilmiş kehribar olarak da bilinir. Bedenle teması halinde vücuda sıcaklık yayar.8

Kendini çekici ve özel kılan nitelikleri nedeniyle binlerce yıldan bu yana insanlar, kehribarı mistik bir madde saymanın ötesinde çeşitli hastalıkları iyileştirici gücü olduğuna da inanmaktadırlar. Boğaz ağrılarına ve hastalıklarına karşı boyuna takılacak bir kehribar kolyenin iyi geldiğini, su veya şarapta 2 hafta kadar bekletilen kehribarın suyunu içmenin miğde ağrısına, astıma iyi geldiğini ve kanamayı durdurduğuna inanıyorlardı.

Kehribar Kolye

Kehribar Kolye

Koruyucu özelliği nedeniyle eski Mısır da mumyalama işlemlerinde kullanılmıştır. Ayrıca sihirli güçler taşıdığına inanılarak, şeytani güçlere ve büyülere karşı kalp şekilli kehribar kolyeler takarlardı. Prehistorik toplumlar yalnızca deniz kıyılarından toplanabilen kehribarın kaynağı için çeşitli yorumlarda bulunmuşlardır. Tanrıların gözyaşları, güneşin gözyaşları, ağaçların gözyaşları ve Tanrıların idrarının kehribara dönüştüğünü kabul ediyorlardı.

Günümüzde de, avuca alınarak ovuşturulan bir kehribar parçasının vücudun gerilimini azaltıp, elektriğ

Baltık amberi genel olarak sarı veya parlak sarımsı renktedir. Amberin renkleri beyaz, sarı, kahverengi ve kırmızı olabilir. Yeşilimsi, mavimsi, gri ve hatta siyah kehribarde vardır. Aralarında hafif gölgeler ve kombinasyonlar da vardır. kehribarsaydam da mat da olabilir. kehribarher zaman tek renkli değildir: iki ya da daha fazla rengin birleşimi, tonlar ve şekiller (ki bazen bunlar en mükemmel sanat eserlerini oluştururlar) bulunabilir. Bu nedenle kehribarilgi çekici, büyüleyici ve tektir.10
Dünyanın en büyük kehribarrezervleri Baltık denizi ve çevresindeki ülkelerdedir. Bu bölgede kehribar11.000 yıldır kullanımdadır. Günümüzden 40-50 milyon yıl önce, bugünkü iskandinavya, Baltık denizinin olduğu çok geniş alanlar ve bu denizin bugünkü güneyinde bulunan ülkeler çok yoğun ve gelişkin çam ormanlarıyla kaplıydı. Yarı tropik iklimin hakim olduğu bu ormanlarda yaygın olarak bulunan bir conifer (kozalaklı) cinsi olan ” Pinus Succinifera” Baltık Amberinin oluşumunda başrolü oynamıştır. Başlangıçta yalnızca bu cins ağaçların salgıladığı reçinenin, ambere dönüştüğü düşünülmekteydi, ancak sonraki araştırmalar bu ormanlarda bulunan diğer çam (conifer) türlerininde, dünyanın diğer bölgelerinde bulunan çiçekli ağaç reçinelerininde kehribaroluşumuna yol açtıkları anlaşılmıştır. 11

Kehribar Taş Kolye

Kehribar Taş Kolye

M.Ö. 3000 li yıllardan başlayarak, Avrupa nın Güney ülkelerinin kehribartalepleri Baltık denizi yöresinden karşılanmaktaydı. Ortaçağdan sonra ki dönemlerde Romalılar, Roma dan Kuzeye yolculuk yapıp kehribarsatın alıyorlardı. Öyle düzenli bir ticari bağlantı kurulmuştu ki, Roma dan Kuzey Avrupa ya uzanan hat, kehribarYolu “kehribarRoutes” olarak anılıyordu. Bu antik yol güzergahı günümüzdeki ülke ve şehir isimlerini kullanırsak şöyleydi : Roma (İtalya), Slovenya, Almanya, Macaristan, Avusturya, Slovakya, Çek Cumhuriyeti, Polonya ve Kaliningrad (Rusya).12

kehribarçeşitli şekillerde kullanılmıştır. Parfüm endüstrisinde kullanılan amber, tropikal adaların ve Çin, Japonya, Hindistan, Afrika, Kuzey ve Güney Amerika ile İrlanda’nın bazı sahillerinde veya çevre denizlerinin yüzünde görülür. En çok bulunduğu yer Bahama adalarının sahil ve açıklarıdır. Genellikle gri siyah, kirli san yahut bunların karışımından oluşan damarlı renklerde, bal mumu reçine kıvamında küçük topaklar veya nadiren birkaç yüz kilograma varan birikmiş kütleler halinde bulunur. Denizde durdukça sertleşir, rengi açılır ve önceleri çok keskin oluşundan dolayı insanlara fena gelen kokusu hafifleyerek güzelleşir. Isıtıldığında ve alkole konulduğunda kolaylıkla erir.

Ender maddelerden olduğu için ticarî değeri çok yüksek tutulan amber, eski devirlerden beri bazı önemli ihtiyarlık hastalıklarına iyi geldiği, kan yapıcı ve hararet verici olduğu, hafızayı ve sinirleri güçlendirdiği, özellikle felç rahatsızlıklarını iyileştirdiği görülerek ilâç yapımında kullanılmış ve afrodizyak özelliğinden dolayı da kuvvet macunlanyla aristokratların bazı yiyecek ve içeceklerine konulmuştur. En yaygın kullanım alanı kokuculuk olan amberden yine eski devirlerden beri daha çok parfüm, krem ve merhem yapımında faydalanılmıştır. 13

 

Amber, tesbihçilikte ve kuyumculukta da kullanılmıştır. Kıymetli tesbihlerden sayılan ve kehribar veya miskü kehribardenilen tesbihler, ambere laden adlı çalı cinsinin (cistus ladanum), bugün parfümeri sanayiinde kullanılan koyu renkli, güzel ve sabit kokulu reçinesinin (labdanum, laden zamkı) karıştırılıp yoğrulmasıyla elde edilen hamurdan, hamurun sertleşmesinden sonra tornalanmak veya henüz yaşken kalıpla preslenmek suretiyle imal edilmişlerdir. Aynı sertleşmiş hamurdan kahve fincanı, şerbet kâsesi ve çerez tabağı gibi içlerine konulan maddeyi kokulandıracak küçük eşya yapılmış, ayrıca kadınlar tarafından bu hamurun henüz yaşken koparılan küçük parçaları, yüzlerine yapıştırılmak suretiyle sunî ben yapımında da kullanılmıştır.

Kehribar

Kehribar

Amber, Baltık Denizi’nden toplanan, Litvanya’da işlenen ve Avrupa’nın yanı sıra
dünyanın pek çok ülkesine ihraç edilen yarı dağerli-organik taştır.16 Amber çoğunlukla
kozalaklı ağaçların reçinesinden oluşmasının yanısıra, tropik çiçekli ağaçların
reçinesinden de oluşabilir.

Reçine, ağaçların bir korunma mekanizmasıdır. Ağacın gövdesi veya dalı herhangi bir şekilde zarar görürse (atmosferik koşullar, yaşlılık veya iri hayvanlar nedeniyle v.b. dış etkenler), yani kırılıp, yarılırsa kabuksuz dokuların dış etkenlere dayanıksız olduğu bir bölge açığa çıkar. Bu durumda reçine salgılanarak, taze yüzeyin kapatılarak iyileştirilmesine çalışıldığı gibi, kendisine zarar verebilecek böcek ve mantar gibi canlılarında reçinenin kendisine has kokusu, tadı ve yapışkanlığı ile ağaçtan uzak tutulmasına çalışılır. Bazı hastalıklarını iyileştirmek için salgılama yapmasının yanında yüksek ağaçlarda hızlı büyümenin oluşturduğu tansiyon nedeniyle oluşan boyuna çatlaklardan da bolca reçine salgılanır. O dönemlerde tropik ve yarı tropik iklim koşullarında yaşayan yüksek ağaçların, iklimin gittikçe yüksek sıcaklıklara ulaşması nedeniyle de bol miktarda reçine ürettikleri düşünülmektedir.17

Günümüzde de ağaçlar reçine salgılamaya devam ediyorlar

1- Dahili çatlakta reçine
2- Kabuk altında reçine
3- Dahili reçine cebi
4- Kabuk içinde reçine
5- Harici yara dolgusu
6-7- Sarkıt şeklinde reçine akıntısı
8- Harici damla biçimli reçine

Bu reçine, onu salgılayan ağaçla birlikte veya tek başına genellikle sellenme ile lagün, delta, veya denizel ortama taşınır. Burada sediment (kırıntılı malzeme) lerle birlikte gömülür. Milyonlarca sene boyunca ortama taşınan, bazen yüzlerce metre kalınlık oluşturan çökel malzeme altında kalan reçine, basınç ve sıcaklık koşulları altında sertleşerek ambere dönüşür.1
Reçineden ambere dönüşümde, reçinenin içine gömüldüğü sedimentlerinde önemli bir rolü olduğu düşünülmektedir. Mesela, Borneo amberi Orta Miosen (5000 yıl-24 mil. yıl) yaşlıdır. Buradan gelen koyu renkli kumtaşı içinden çıkarılan örnek kesin olarak amber (alkolle reaksiyona girmiyor) olmasına rağmen, kiltaşı seviyelerinden elde edilen sarı renkli fosil reçine copal dir (alkolle reaksiyona girmiştir). Yani aynı süreci yeraltına gömülü olarak geçiren reçine muhtemelen içinde bulunduğu tortulların etkisiyle yeterli olgunluğa erişememiş ve copal aşamasında kalmıştır. 19

Kehribar Gümüş Kolye

Kehribar Gümüş Kolye

Amberleşmenin en önemli etkenleri kabul edilen basınç ve sıcaklık yanında reçinenin içine gömüldüğü sedimentlerin türünün de etkili olduğunun düşünülmesine rağmen bu dönüşümün tüm mekanizması henüz anlaşılabilmiş değildir. Altta reçineden, copal ve ambere geçiş süreci basitleştirilerek gösterilmiştir. Geçmişten günümüze doğru (soldan sağa) reçine orijinal plastisitesini ve suyunu kaybetmeye ve sertleşmeye başlar.20
Avrupa’da kehlibar yatakları en çok Ukrayna, Romanya, İsveç, İngiltere, Hollanda, Sicilya’da görülmektedir. Kehlibar ortalama 25 ila 40 m arasında değişen bir derinlikte ve eski devirlerde meydana gelen denizaltı çökeltilerinin iki tabakası arasında damarlar şeklinde bulunmaktadır. Buna mavi toprak denilmektedir. Bu, kehlibarın ikinci vatanıdır. Birinci vatanı ise bugünkü İskandinavya ve Baltık Denizinin büyük bir kısmını içine alan sahadır. Buralarda bir zamanlar büyük ormanların bulunduğu tahmin edilmektedir. Kıtalar arasındaki büyük değişikliklerin sonunda bu bölgeler sular altında kalmış ve uzun seneler sonucu toplanan çam sakızı kütleleri deniz suyuyla sürüklenip gitmişti. Bunlar üzerine kum ve çakıl taşlarının kaplanması ile mavi toprak olarak bilinen tabaka hasıl olmuştur. Bu bilgiler yapılan tetkikler sonucunda ilim adamlarının verdikleri kararlardır.21

Amber, soyu tükenmiş bir çam cinsinde bulunan ve süksinik asit içeren fosil haline gelmiş reçinedir; taşlaşmış organik bir maddedir. Genellikle küpe gibi ufacık parçalar halinde bulunur. Milyonlarca yıl önce oluşmuş tek parça halinde olanlar mücevherat yapımında kullanılmaktadır.22
Ufak parçalar halinde amber
Kehribar yaklaşık 25 ile 40 metre arasında değişen bir derinlikte ve üçüncü devir oluşumu denizaltı çökeltilerinin iki tabakası arasında damarlar oluşturarak, glokonit ile renklenip “mavi toprak” olarak anılmaktadır. Bu tabakalar arasında orta derinlikteki deniz hayvanlarının artıklarının fosilleri bulunduğundan, yer çekirdeğinin hareketleri sonucu deniz yatağında meydan gelen çökelti ve kabarmaların büyük rol oynadığı bilinen bir gerçektir. Bu hareketlerin uzun bir zaman süresinde çok defalar tekrarlanmış olması gerekmektedir. Mavi Toprak üzerinde saptana 19 değişik tabaka bu görüşü kanıtlamaktadır. Kehribarın bulunduğu yer onun ikinci derecedeki vatanıdır.23

Bugünkü İskandinavya ve Baltık Denizinin büyük bir kısmını kapsayan alanda bir zamanlar kehribar böceklerinin yaşadığı görkemli ormanların varolduğu sanılmaktadır.

Amber Taşı

Amber Taşı

Bu ormanların 15 milyon yıldan fazla bir zaman süresince oluştukları kanıtlanmıştır. Üçüncü devirde kıtaların çöküşü ile bu bölgelerin sular altında kalışı, uzun yıllar boyunca bir araya toplanmış ve orman toprağı altında katılaşmış halde bulunan büyük çam sakızı kütleleri deniz sularıyla sürüklenip gitmişti. Bu kütlelerin bir kısmı akıntıların etkisiyle Doğu Prusya’nın sakin kıyılarına ulaşmıştır. Burada üzeri kum ve çakıl taşlarıyla kaplanmış ve mavi toprak olarak tanımlana tabakayı oluşturmuştur. Buradaki kehribarların bir kısmı günümüze kadar ulaşmıştır. Belki de nehirlerin taşmasıyla deniz dalgalarıyla, deniz yatağının sürüklenmesiyle ve kıyılarda meydana gelen kopmalarla söz konusu yer değiştirmeler günümüze dek gelişim göstermektedir.

 

 

KALİNİNGRAD KEHRİBAR KOLYE

ÖZEL ÜRÜNLER
KEHRİBAR TAŞI KOLYE
Fiyatı      :      SATILDI TL
Ürünün Özellikleri
  • 1.KALİTE RUSYA/KALİNGRAD
  • 7.17 GR
  • 925 AYAR GÜMÜŞ EL İŞÇİLİĞİ
  • AYNI GÜN KARGO
  • BERRAK VVS KALİTE
  • EŞİ YOK
  • KDV DAHİL
  • KEHRİBAR KOLYE
  • ÖZEL KUTUSUNDA
[dpsc_display_product]
Ürün Açıklaması Video Tanıtım Yorumlar

KALİNİNGRAD KEHRİBAR KOLYE

Çamgiller (Pinaceae) kehribar familyasından, bir çam türü olan Pinus succinifera ağaçlarının fosilleşmiş reçinesi

KEHRİBAR TAŞI

KEHRİBAR TAŞI

olan amber, toplumlarda bazı süs eşya yapımında kullanılan açık sarıdan kızıla kadar çeşitli renklerde yarısaydam, kolay kırılabilen ve bir yere gömüldüğü zaman ufak cisimleri kendine çekme özelliği kazanan bir fosildir. Baltık Denizinden çıkarılan kehlibar, yüzyıllardan beri kadınların süs eşyalarından en gözde sayılan taşlardan biri olarak benimsenmiştir. Parlaklık ve renk açısından onu hiçbir saydam taş ile kıyaslamak mümkün değildir. Kehlibara yapışan fosilleşmiş böcekler, yabani bitkilerin fazla oluşu, diğer taşlarda görülmeyen önemli özelliklerdendir.1

Milyonlarca yıl önce, dünyamızın o zamanki doğal yaşam koşulları, tropik ve yarı tropik iklim ortamında, bol reçine salgılayabilen ağaç türlerinin çok gelişkin ve yaygın ormanlar oluşmasını sağladı. Bu ağaçlar birer anne gibi, salgıladıkları reçinelerden oluşan topakların yeterli büyüklüğe ulaşınca (olgunlaşınca) gövdelerinden ayrılıp, doğanın koynunda milyonlarca sene korunup, geçirdikleri değişikliklerden sonra ambere dönüşmesine yol açtılar. 2

ÜRÜNLERİMİZİN KALİTESİ RESİMLERDE DAHİ BELLİ OLMAKTADIR.KALİNİNGRAD KEHRİBARLARI DÜNYANIN EN İYİ AMBER TAŞI OLARAK BİLİNİR!!!

OTANTİK TAŞ FARKI İLE 925 AYAR GÜMÜŞ YÜKSEK KALİTE (VVS) %100 DOĞAL RUSYA KALİNGRAD KEHRİBAR TAŞI KOLYE.ÜRÜNÜMÜZ TEK PARÇA OLUP SATILDIĞINDA REYONUMUZDAN KALKAR….

İnsanların kehribarla tanışmaları, taş devrine (Stone Age) kadar uzanmaktadır. İngiltere deki arkeolojik kazılarda, antik yerleşimlerde M.Ö. (B.C) 11.000 yıllarına ait işlenmiş kehribar bulunmuştur. Almanya, Polonya, Litvanya, Letonya, ve Estonya da Neolitik (Yeni Taş Devri) döneme ait 100 ayrı yerleşimde kehribar ve kehribardan yapılı objelere rastlanmıştır. Kehribar antik çağların bilinen en eski dekoratif maddesidir.3
Çok beğenilen ve süs eşyası olarak kullanılan taşın içindeki böcek, yaprak ve çiçek kalıntıları hiçbir zaman bozulmayacak şekilde mumyalaşmıştır. Bunlar eski devirler hakkında aydınlatıcı bilgilerin edinilmesine yardımcı olmaktadır. Kehlibarda deterpenik reçine asidleri, rezenler ve biraz uçucu yağ bulunur. Kehlibardan çeşitli kadın süs eşyaları yanında, tesbih ve ağızlık da yapılmaktadır. Eskiden uyarıcı ve antispazmodik olarak da kullanılırdı. Bugün ilaç olarak kullanılmamaktadır.4

AMBER TAŞI KOLYE

AMBER TAŞI KOLYE

Avrupa’da kehribar yataklarının en çok görüldüğü ülkelerden bazıları, Ukrayna, Romanya, İsveç, İngiltere, Hollanda ve Sicilyadır. Bunlardan en değerli sayılan Prusya’nın doğusundaki “Samland” olarak adlandırılan yarımadadır. Kehribarın öyküsü eski çağlarda da farklı değildi. O zamanlar kehribar yine çok sevilen bir takı ve ticari nitelik taşıyan bir taştı. Yüzyıllar boyunca kehribar Avrupa ülkelerinin kültürel yaşamlarında önemli bir rol oynayarak kağıt inceliğine getirilmesiyle oyma ve boya işi minyatürlerinde kullanılmıştı.

 

Kehribara genellikle deniz kıyılarında rastlanılmakta ve bu taş balık ağlarına takılmaktadır. Aynı zamanda kehribar parçaları, Samland’ın yaklaşık 60 metre yükseklikteki sarp kayalıklarının tabakaları arasında da görülmketedir. Günümüzde şiddetli fırtınalardan hemen sonra dalgaların yosunlar arasında kıyıya fırlattıkları pırıl pırıl parıldayan altın sarısı kehribar parçacıklarına rastlamak da mümkündür.5

Ticari değerinin yüksek oluşu göz önünde bulundurularak, kehribar maden işletmeciliğinde kullanılmak üzere stok edilmektedir. Büyük ekskavatörler kehribar yataklarının bulunduğu yerlerdeki toprak ve taşları temizlemeye yaramaktadır. Bu birikintilerin altındaki mavi renkteki toprak kaldırılarak elekten geçirilir.

Aristo ve Plinius’nun yaşadıkları devirlerden beri kehribar ağaç sakızından başka bir şey olamayacağı bilinmekteydi. Baltık denizinde oldukça çok sayıda kehribarın var oluşu, bu bölgede önceleri görkemli ormanların bulunduğu kanısını uyandırmıştı. Bu kanı günümüzde tamamen yanıltıcı olmuştur. Çünkü bugün kehribarın bulunduğu yerle, ilk oluştuğu yerin aynı olmadığı saptamıştır.6

Taşın içerisinde yaşayan ufak böcekler, kehribar ormanındaki hayat koşulları ve daha birçok konularda ayrıntılı bilgi verebilmektedir. Ancak bu böceklerden bazılarına daha çok rastlanılması kehribar ormanının çevresiyle olan gerçek ilişkisini yansıtmayacağı göz önünde bulundurulmalıdır. Belirli böcek türlerinin yaşamlarını sürdürdükleri ortam ve davranımları kehribar içerisinde çok sık rastlanılmalarıyla yakından ilgilidir.7
Amber, aşırı saydam ve bünyesinde bulunan böcekler ve diğer kırıntılar nedeniyle oldukça hareketlidir, çılgın denilebilecek bir görünüme sahiptir. Oldukça yumuşak ve hafiftir. Bünyesinde böcekler ve böcek görünümlü ipliksi maddeler ve hava kabarcıkları bulunur. Sürtme sonucu elektriklenir ve hafif parçacıkları toplar. İkincisi ise donuk sarı renktedir. Eskitilmiş kehribar olarak da bilinir. Bedenle teması halinde vücuda sıcaklık yayar.8

Kendini çekici ve özel kılan nitelikleri nedeniyle binlerce yıldan bu yana insanlar, kehribarı mistik bir madde saymanın ötesinde çeşitli hastalıkları iyileştirici gücü olduğuna da inanmaktadırlar. Boğaz ağrılarına ve hastalıklarına karşı boyuna takılacak bir kehribar kolyenin iyi geldiğini, su veya şarapta 2 hafta kadar bekletilen kehribarın suyunu içmenin miğde ağrısına, astıma iyi geldiğini ve kanamayı durdurduğuna inanıyorlardı.

Kehribar Kolye

Kehribar Kolye

Koruyucu özelliği nedeniyle eski Mısır da mumyalama işlemlerinde kullanılmıştır. Ayrıca sihirli güçler taşıdığına inanılarak, şeytani güçlere ve büyülere karşı kalp şekilli kehribar kolyeler takarlardı. Prehistorik toplumlar yalnızca deniz kıyılarından toplanabilen kehribarın kaynağı için çeşitli yorumlarda bulunmuşlardır. Tanrıların gözyaşları, güneşin gözyaşları, ağaçların gözyaşları ve Tanrıların idrarının kehribara dönüştüğünü kabul ediyorlardı.

Günümüzde de, avuca alınarak ovuşturulan bir kehribar parçasının vücudun gerilimini azaltıp, elektriğ

Baltık amberi genel olarak sarı veya parlak sarımsı renktedir. Amberin renkleri beyaz, sarı, kahverengi ve kırmızı olabilir. Yeşilimsi, mavimsi, gri ve hatta siyah kehribarde vardır. Aralarında hafif gölgeler ve kombinasyonlar da vardır. kehribarsaydam da mat da olabilir. kehribarher zaman tek renkli değildir: iki ya da daha fazla rengin birleşimi, tonlar ve şekiller (ki bazen bunlar en mükemmel sanat eserlerini oluştururlar) bulunabilir. Bu nedenle kehribarilgi çekici, büyüleyici ve tektir.10
Dünyanın en büyük kehribarrezervleri Baltık denizi ve çevresindeki ülkelerdedir. Bu bölgede kehribar11.000 yıldır kullanımdadır. Günümüzden 40-50 milyon yıl önce, bugünkü iskandinavya, Baltık denizinin olduğu çok geniş alanlar ve bu denizin bugünkü güneyinde bulunan ülkeler çok yoğun ve gelişkin çam ormanlarıyla kaplıydı. Yarı tropik iklimin hakim olduğu bu ormanlarda yaygın olarak bulunan bir conifer (kozalaklı) cinsi olan ” Pinus Succinifera” Baltık Amberinin oluşumunda başrolü oynamıştır. Başlangıçta yalnızca bu cins ağaçların salgıladığı reçinenin, ambere dönüştüğü düşünülmekteydi, ancak sonraki araştırmalar bu ormanlarda bulunan diğer çam (conifer) türlerininde, dünyanın diğer bölgelerinde bulunan çiçekli ağaç reçinelerininde kehribaroluşumuna yol açtıkları anlaşılmıştır. 11

Kehribar Taş Kolye

Kehribar Taş Kolye

M.Ö. 3000 li yıllardan başlayarak, Avrupa nın Güney ülkelerinin kehribartalepleri Baltık denizi yöresinden karşılanmaktaydı. Ortaçağdan sonra ki dönemlerde Romalılar, Roma dan Kuzeye yolculuk yapıp kehribarsatın alıyorlardı. Öyle düzenli bir ticari bağlantı kurulmuştu ki, Roma dan Kuzey Avrupa ya uzanan hat, kehribarYolu “kehribarRoutes” olarak anılıyordu. Bu antik yol güzergahı günümüzdeki ülke ve şehir isimlerini kullanırsak şöyleydi : Roma (İtalya), Slovenya, Almanya, Macaristan, Avusturya, Slovakya, Çek Cumhuriyeti, Polonya ve Kaliningrad (Rusya).12

kehribarçeşitli şekillerde kullanılmıştır. Parfüm endüstrisinde kullanılan amber, tropikal adaların ve Çin, Japonya, Hindistan, Afrika, Kuzey ve Güney Amerika ile İrlanda’nın bazı sahillerinde veya çevre denizlerinin yüzünde görülür. En çok bulunduğu yer Bahama adalarının sahil ve açıklarıdır. Genellikle gri siyah, kirli san yahut bunların karışımından oluşan damarlı renklerde, bal mumu reçine kıvamında küçük topaklar veya nadiren birkaç yüz kilograma varan birikmiş kütleler halinde bulunur. Denizde durdukça sertleşir, rengi açılır ve önceleri çok keskin oluşundan dolayı insanlara fena gelen kokusu hafifleyerek güzelleşir. Isıtıldığında ve alkole konulduğunda kolaylıkla erir.

Ender maddelerden olduğu için ticarî değeri çok yüksek tutulan amber, eski devirlerden beri bazı önemli ihtiyarlık hastalıklarına iyi geldiği, kan yapıcı ve hararet verici olduğu, hafızayı ve sinirleri güçlendirdiği, özellikle felç rahatsızlıklarını iyileştirdiği görülerek ilâç yapımında kullanılmış ve afrodizyak özelliğinden dolayı da kuvvet macunlanyla aristokratların bazı yiyecek ve içeceklerine konulmuştur. En yaygın kullanım alanı kokuculuk olan amberden yine eski devirlerden beri daha çok parfüm, krem ve merhem yapımında faydalanılmıştır. 13

 

Amber, tesbihçilikte ve kuyumculukta da kullanılmıştır. Kıymetli tesbihlerden sayılan ve kehribar veya miskü kehribardenilen tesbihler, ambere laden adlı çalı cinsinin (cistus ladanum), bugün parfümeri sanayiinde kullanılan koyu renkli, güzel ve sabit kokulu reçinesinin (labdanum, laden zamkı) karıştırılıp yoğrulmasıyla elde edilen hamurdan, hamurun sertleşmesinden sonra tornalanmak veya henüz yaşken kalıpla preslenmek suretiyle imal edilmişlerdir. Aynı sertleşmiş hamurdan kahve fincanı, şerbet kâsesi ve çerez tabağı gibi içlerine konulan maddeyi kokulandıracak küçük eşya yapılmış, ayrıca kadınlar tarafından bu hamurun henüz yaşken koparılan küçük parçaları, yüzlerine yapıştırılmak suretiyle sunî ben yapımında da kullanılmıştır.

Kehribar

Kehribar

Amber, Baltık Denizi’nden toplanan, Litvanya’da işlenen ve Avrupa’nın yanı sıra
dünyanın pek çok ülkesine ihraç edilen yarı dağerli-organik taştır.16 Amber çoğunlukla
kozalaklı ağaçların reçinesinden oluşmasının yanısıra, tropik çiçekli ağaçların
reçinesinden de oluşabilir.

Reçine, ağaçların bir korunma mekanizmasıdır. Ağacın gövdesi veya dalı herhangi bir şekilde zarar görürse (atmosferik koşullar, yaşlılık veya iri hayvanlar nedeniyle v.b. dış etkenler), yani kırılıp, yarılırsa kabuksuz dokuların dış etkenlere dayanıksız olduğu bir bölge açığa çıkar. Bu durumda reçine salgılanarak, taze yüzeyin kapatılarak iyileştirilmesine çalışıldığı gibi, kendisine zarar verebilecek böcek ve mantar gibi canlılarında reçinenin kendisine has kokusu, tadı ve yapışkanlığı ile ağaçtan uzak tutulmasına çalışılır. Bazı hastalıklarını iyileştirmek için salgılama yapmasının yanında yüksek ağaçlarda hızlı büyümenin oluşturduğu tansiyon nedeniyle oluşan boyuna çatlaklardan da bolca reçine salgılanır. O dönemlerde tropik ve yarı tropik iklim koşullarında yaşayan yüksek ağaçların, iklimin gittikçe yüksek sıcaklıklara ulaşması nedeniyle de bol miktarda reçine ürettikleri düşünülmektedir.17

Günümüzde de ağaçlar reçine salgılamaya devam ediyorlar

1- Dahili çatlakta reçine
2- Kabuk altında reçine
3- Dahili reçine cebi
4- Kabuk içinde reçine
5- Harici yara dolgusu
6-7- Sarkıt şeklinde reçine akıntısı
8- Harici damla biçimli reçine

Bu reçine, onu salgılayan ağaçla birlikte veya tek başına genellikle sellenme ile lagün, delta, veya denizel ortama taşınır. Burada sediment (kırıntılı malzeme) lerle birlikte gömülür. Milyonlarca sene boyunca ortama taşınan, bazen yüzlerce metre kalınlık oluşturan çökel malzeme altında kalan reçine, basınç ve sıcaklık koşulları altında sertleşerek ambere dönüşür.1
Reçineden ambere dönüşümde, reçinenin içine gömüldüğü sedimentlerinde önemli bir rolü olduğu düşünülmektedir. Mesela, Borneo amberi Orta Miosen (5000 yıl-24 mil. yıl) yaşlıdır. Buradan gelen koyu renkli kumtaşı içinden çıkarılan örnek kesin olarak amber (alkolle reaksiyona girmiyor) olmasına rağmen, kiltaşı seviyelerinden elde edilen sarı renkli fosil reçine copal dir (alkolle reaksiyona girmiştir). Yani aynı süreci yeraltına gömülü olarak geçiren reçine muhtemelen içinde bulunduğu tortulların etkisiyle yeterli olgunluğa erişememiş ve copal aşamasında kalmıştır. 19

Kehribar Gümüş Kolye

Kehribar Gümüş Kolye

Amberleşmenin en önemli etkenleri kabul edilen basınç ve sıcaklık yanında reçinenin içine gömüldüğü sedimentlerin türünün de etkili olduğunun düşünülmesine rağmen bu dönüşümün tüm mekanizması henüz anlaşılabilmiş değildir. Altta reçineden, copal ve ambere geçiş süreci basitleştirilerek gösterilmiştir. Geçmişten günümüze doğru (soldan sağa) reçine orijinal plastisitesini ve suyunu kaybetmeye ve sertleşmeye başlar.20
Avrupa’da kehlibar yatakları en çok Ukrayna, Romanya, İsveç, İngiltere, Hollanda, Sicilya’da görülmektedir. Kehlibar ortalama 25 ila 40 m arasında değişen bir derinlikte ve eski devirlerde meydana gelen denizaltı çökeltilerinin iki tabakası arasında damarlar şeklinde bulunmaktadır. Buna mavi toprak denilmektedir. Bu, kehlibarın ikinci vatanıdır. Birinci vatanı ise bugünkü İskandinavya ve Baltık Denizinin büyük bir kısmını içine alan sahadır. Buralarda bir zamanlar büyük ormanların bulunduğu tahmin edilmektedir. Kıtalar arasındaki büyük değişikliklerin sonunda bu bölgeler sular altında kalmış ve uzun seneler sonucu toplanan çam sakızı kütleleri deniz suyuyla sürüklenip gitmişti. Bunlar üzerine kum ve çakıl taşlarının kaplanması ile mavi toprak olarak bilinen tabaka hasıl olmuştur. Bu bilgiler yapılan tetkikler sonucunda ilim adamlarının verdikleri kararlardır.21

Amber, soyu tükenmiş bir çam cinsinde bulunan ve süksinik asit içeren fosil haline gelmiş reçinedir; taşlaşmış organik bir maddedir. Genellikle küpe gibi ufacık parçalar halinde bulunur. Milyonlarca yıl önce oluşmuş tek parça halinde olanlar mücevherat yapımında kullanılmaktadır.22
Ufak parçalar halinde amber
Kehribar yaklaşık 25 ile 40 metre arasında değişen bir derinlikte ve üçüncü devir oluşumu denizaltı çökeltilerinin iki tabakası arasında damarlar oluşturarak, glokonit ile renklenip “mavi toprak” olarak anılmaktadır. Bu tabakalar arasında orta derinlikteki deniz hayvanlarının artıklarının fosilleri bulunduğundan, yer çekirdeğinin hareketleri sonucu deniz yatağında meydan gelen çökelti ve kabarmaların büyük rol oynadığı bilinen bir gerçektir. Bu hareketlerin uzun bir zaman süresinde çok defalar tekrarlanmış olması gerekmektedir. Mavi Toprak üzerinde saptana 19 değişik tabaka bu görüşü kanıtlamaktadır. Kehribarın bulunduğu yer onun ikinci derecedeki vatanıdır.23

Bugünkü İskandinavya ve Baltık Denizinin büyük bir kısmını kapsayan alanda bir zamanlar kehribar böceklerinin yaşadığı görkemli ormanların varolduğu sanılmaktadır.

Amber Taşı

Amber Taşı

Bu ormanların 15 milyon yıldan fazla bir zaman süresince oluştukları kanıtlanmıştır. Üçüncü devirde kıtaların çöküşü ile bu bölgelerin sular altında kalışı, uzun yıllar boyunca bir araya toplanmış ve orman toprağı altında katılaşmış halde bulunan büyük çam sakızı kütleleri deniz sularıyla sürüklenip gitmişti. Bu kütlelerin bir kısmı akıntıların etkisiyle Doğu Prusya’nın sakin kıyılarına ulaşmıştır. Burada üzeri kum ve çakıl taşlarıyla kaplanmış ve mavi toprak olarak tanımlana tabakayı oluşturmuştur. Buradaki kehribarların bir kısmı günümüze kadar ulaşmıştır. Belki de nehirlerin taşmasıyla deniz dalgalarıyla, deniz yatağının sürüklenmesiyle ve kıyılarda meydana gelen kopmalarla söz konusu yer değiştirmeler günümüze dek gelişim göstermektedir.