Parfüm endüstrisinde kullanılan Kehribar , tropikal adaların ve Çin, Japonya, Hin¬distan, Afrika, Kuzey ve Güney Amerika ile İrlanda’nın bazı sahillerinde veya çevre denizlerinin yüzünde görülür. En çok bulunduÄŸu yer Bahama adalarının sahil ve açıklarıdır. Genellikle gri siyah, kirli san yahut bunların karışımından oluÅŸan damarlı renklerde, bal mumu reçine kıvamında küçük topaklar veya nadiren birkaç yüz kilograma varan birikmiÅŸ kütleler halinde bulunur. Denizde durdukça sertleÅŸir, rengi açılır ve önceleri çok keskin oluÅŸundan dolayı insanlara fena gelen kokusu hafifleyerek güzelleÅŸir. Isıtıldığında ve alkole konulduÄŸunda kolaylıkla erir. Ender maddelerden olduÄŸu için ticarî deÄŸeri çok yüksek tutulan Kehribar , eski devirlerden beri bazı önemli ihtiyarlık hastalıklarına iyi geldiÄŸi, kan yapıcı ve hararet verici olduÄŸu, hafızayı ve sinirleri güçlendirdiÄŸi, özellikle felç rahatsızlıklarını iyileÅŸtirdiÄŸi görülerek ilâç yapımında kullanılmış ve afrodizyak özelliÄŸinden dolayı da kuvvet macunlanyla aristokratların bazı yiyecek ve içeceklerine konulmuÅŸtur. En yaygın kullanım alanı kokuculuk olan Kehribar den yine eski devirlerden beri daha çok parfüm, krem ve merhem yapımında faydalanılmıştır.
Tabiatta nâdir bulunan ve özellikle dünyaya denizciler tarafından tanıtılan başkamaddeler hakkında olduğu gibi Kehribar hakkında da pek çok efsane uydurulmuş, ayrıca Kehribar -i sâil ve Kehribar çiçeği yağı gibi güzel kokan çeşitli maddelere de bu isim verildiği için bilgilerin birbirlerine karıştırılmasına yol açılmıştır. Klasik İslâm kaynaklarında yer alan başlıca rivayetlere göre Kehribar , denizin dibinden kaynayan ve sudan hafif olduğu için yüze çıkarak donan yağlı bir madde, bir deniz hayvanının kusmuk veya dışkısı, denizlerin uzak kıyılarında yetişen bir bitkinin reçinesi veya bazı Çin Hindi adalarının dağlarında yaşayan arıların güzel kokulu çiçeklerden yaptıkları balın şiddetli yağmurlarla denize sürüklenip erimesi sonunda geriye kalan mumudur. Bugün kesinlikle bilinen husus ise Kehribar in, dişli balinalardan olan ve adına Kehribar balığı da denilen en büyük balina ada balığının bağırsaklarında teşekkül eden ve henüz tabii mi, marazı mi olduğu tesbit edilememiş bulunan bir sindirim artığıdır. Dışkı ile birlikte vücuttan atılan bu maddenin rengindeki siyahlık hayvanın en sevdiği yiyecek olan mürekkep balığından gelmekte, dolayısıyla yediği miktarla orantılı olarak değişkenlik göstermektedir.
Parfüm endüstrisinde kullanılan Kehribar , tropikal adaların ve Çin, Japonya, Hin¬distan, Afrika, Kuzey ve Güney Amerika ile İrlanda’nın bazı sahillerinde veya çevre denizlerinin yüzünde görülür. En çok bulunduÄŸu yer Bahama adalarının sahil ve açıklarıdır. Genellikle gri siyah, kirli san yahut bunların karışımından oluÅŸan damarlı renklerde, bal mumu reçine kıvamında küçük topaklar veya nadiren birkaç yüz kilograma varan birikmiÅŸ kütleler halinde bulunur. Denizde durdukça sertleÅŸir, rengi açılır ve önceleri çok keskin oluÅŸundan dolayı insanlara fena gelen kokusu hafifleyerek güzelleÅŸir. Isıtıldığında ve alkole konulduÄŸunda kolaylıkla erir. Ender maddelerden olduÄŸu için ticarî deÄŸeri çok yüksek tutulan Kehribar , eski devirlerden beri bazı önemli ihtiyarlık hastalıklarına iyi geldiÄŸi, kan yapıcı ve hararet verici olduÄŸu, hafızayı ve sinirleri güçlendirdiÄŸi, özellikle felç rahatsızlıklarını iyileÅŸtirdiÄŸi görülerek ilâç yapımında kullanılmış ve afrodizyak özelliÄŸinden dolayı da kuvvet macunlanyla aristokratların bazı yiyecek ve içeceklerine konulmuÅŸtur. En yaygın kullanım alanı kokuculuk olan Kehribar den yine eski devirlerden beri daha çok parfüm, krem ve merhem yapımında faydalanılmıştır.
Tabiatta nâdir bulunan ve özellikle dünyaya denizciler tarafından tanıtılan başkamaddeler hakkında olduğu gibi Kehribar hakkında da pek çok efsane uydurulmuş, ayrıca Kehribar -i sâil ve Kehribar çiçeği yağı gibi güzel kokan çeşitli maddelere de bu isim verildiği için bilgilerin birbirlerine karıştırılmasına yol açılmıştır. Klasik İslâm kaynaklarında yer alan başlıca rivayetlere göre Kehribar , denizin dibinden kaynayan ve sudan hafif olduğu için yüze çıkarak donan yağlı bir madde, bir deniz hayvanının kusmuk veya dışkısı, denizlerin uzak kıyılarında yetişen bir bitkinin reçinesi veya bazı Çin Hindi adalarının dağlarında yaşayan arıların güzel kokulu çiçeklerden yaptıkları balın şiddetli yağmurlarla denize sürüklenip erimesi sonunda geriye kalan mumudur. Bugün kesinlikle bilinen husus ise Kehribar in, dişli balinalardan olan ve adına Kehribar balığı da denilen en büyük balina ada balığının bağırsaklarında teşekkül eden ve henüz tabii mi, marazı mi olduğu tesbit edilememiş bulunan bir sindirim artığıdır. Dışkı ile birlikte vücuttan atılan bu maddenin rengindeki siyahlık hayvanın en sevdiği yiyecek olan mürekkep balığından gelmekte, dolayısıyla yediği miktarla orantılı olarak değişkenlik göstermektedir.